Isparta, ”Barida” veya ”Isbarida”; bu isimlerin Isparta’nın eski isimleri olduğuna dair birçok görüş var. Ne yazık ki bunların doğrulukları kesin değil ama resmi kaynaklarda eski isminin ”Hamidabad” olduğu yazmakta. Zannedersem şehrin en büyük otellerinden biri olan Barida Otel de adını buradan almış. Doğup büyüdüğüm şehir olan Isparta’yı gerçekten sevdiğimi söyleyebilirim. Ama aynı zamanda Ispartalı başka insanlarla konuştuğumda da burayı sevmeyen birçok kişi olduğunu görüyorum. Kendilerince haklı sebepleri var tabii; şehrin küçük olması, gezip görülebilecek yerlerin az olması, eğlence imkanlarının kısıtlı olması bunlardan bazıları. Evet, bunlar doğru olabilir ama ben yine de bu şehri seviyorum. Çünkü şehrin küçük olması, bir köşesinden diğer köşesine ulaşımının basit olması demek bence gayet güzel bir şey. Tam da bu sebeple ben genellikle bir yerden bir yere giderken yürümeyi tercih ederim.
Bunun yanında, eğlence imkanlarının kısıtlı olması bazen benim de canımı sıksa da, sevdiğiniz insanlarla sevdiğiniz yerde olduğunuz sürece belki de her yerde eğlenilebileceğine inanırım ve evet, Isparta da bu yerlere dahil. Isparta merkezde gezip görülebilecek yerler pek fazla değil ama merkeze fazla uzak olmayan birçok bölgede, mesela ilçelerde veya komşu illerde, görülmeye değer yerlerin sayısı azımsanacak gibi değil. Örneğin; Eğirdir ilçemizde bulunan Eğirdir Gölü, Türkiye’nin en büyük 4. gölüdür ve burası Ispartalılar için yaz mevsiminde bazen güzel bir serinleme noktası olabiliyor. Eğirdir’de yaşayan bazı arkadaşlarım, Eğirdir’in yaşamak için gayet güzel bir ilçe olduğundan da bahsediyorlar. Hatta bazıları, Batı Avrupa’nın Akdeniz kıyılarında yer alan Monako Prensliği’ne bile benzediğini söylüyor. Bazen fazla abarttıklarını düşünsem de, yine de Eğirdir’in güzel bir yer olduğunu düşünüyorum.
Ayrıca Eğirdir, içinde bulunmak üzere diğer ilçelerde de, tarihî birçok yapıya ev sahipliği yapar Isparta. Yalvaç’ta bulunan Psidia Antiokheia Antik Kenti, bu kentin zamanının önemli bir başkenti olduğu ve “COLONIA CAESAREIA” yani Sezar’ın şehri unvanı verildiğinden de bahsediliyor. Sütçüler ilçesine yaklaşık 20 metre uzaklıkta bulunan Yazılı Kanyon ve Sütçüler Darıbükü Köyü’nün de görülmeye değer yerler olduğunu söylemem gerek. Yazılı Kanyon, bazı küçük tarihi motifleri barındıran güzel bir tabiat parkıdır. Darıbükü Köyü ise biraz olsun Şanlıurfa Halfeti’yi andıran görüntüsüyle, baraj gölünün altında kalmış bir köydür. Ayrıca Isparta, konumu itibarıyla gezilip görülebilecek diğer şehirlere pek de uzak sayılmaz. Burdur’un bir ilçesi olan Ağlasun’da yer alan Sagalassos Antik Kenti, Isparta’da yaşayan birçok kişinin gittiğini düşündüğüm bir yerdir; ki ben de gittim ve gerçekten görülmeye değer güzel bir yer olduğunu düşünürüm. Biraz da havasından ve suyundan bahsedecek olursak, Isparta genel itibarıyla yazları fazlasıyla sıcak, kışları da fazlasıyla soğuk değildir. Lakin bu son yıllarda artan iklim değişikliği nedeniyle belki de biraz olsun bozulmuş olabilir. Suyu demişken, Isparta’nın ünlü bir yapısı sayılabilecek Karpuz Çeşmesi vardır ki, söylentilere göre bu çeşmeden içen kişilerin Isparta’dan bir daha ayrılamadığına inanılır. Bazen bu çeşme Karbuz Çeşmesi olarak da geçer çünkü suyun kaynağının eriyen karlar ve buzlar olduğu söylenir.
Ekonomik açıdan ise öğrenci dostu olarak bilinen bu şehir, son zamanlarda bunun azaldığının belirtilmesiyle birlikte 2022’de Türkiye’nin en mutlu şehri seçilen Isparta, şu an ilk 10 il arasında bile değil. Öğrenci demişken, üniversiteden de bahsetmezsem olmaz. Isparta’da 2 üniversite bulunuyor: Süleyman Demirel Üniversitesi (SDÜ) ve Uygulamalı Bilimler Üniversitesi. Ayrıca SDÜ, Türkiye’nin en iyi 30 üniversitesi arasında. Isparta’yı Isparta yapan ve geçim kaynağı olan başta gül olmak üzere, lavanta ve elmayı da unutmamak gerek. Isparta gelişim hızı açısından bakacak olursak, çok da yavaş gelişen bir şehir olmadığını düşünsem de, bu ürünlerin yetiştiriciliği açısından ne kadar ileri gelen bir şehir olsa da, aynı zamanda bu büyük potansiyelin yeterince kullanıldığını düşünmüyorum. Gülden bahsetmişken, şehirde mayıs sonu ve haziran ayının başlarında düzenlenen uluslararası gül festivalleri de, zaman zaman değerli sanatçıların da yer aldığı ücretsiz konserlerin düzenlendiği bir etkinliktir. Bu festivallerin şehirde katılmaya değer güzel bir aktivite olduğunu söyleyebilirim.
Biraz da hislerimle konuşacak olursak,
Isparta bence sıcak ve hoş bir şehir. Bunun yanında, ne çok hareketli ne de çok yavaş; arayan herkesin kendini bulabileceği yönleri var. Şehre bir renk belirleyecek olursak, bu pembe olabilir; çünkü gülüyle ünlü olması itibariyle şehrin birçok noktasında gül motiflerini ve canlı cansız çiçeklerini görmek de mümkün. Bütün bunları düşünerek, bir gün Isparta’ya yolunuz düşerse Karpuz Çeşmesi konusunda dikkatli olmanızı öneririm; belli mi olur, belki de söylentiler doğru çıkar.
Tolgahan AYAZ